image

HORMONLU DOMATES VE BDP’NİN ADAYLIĞI ÜZERİNE AÇIKLAMA

Hormonlu Domates ödülleri her sene homofobik ve transfobik söylemlerin ve davranışların kaydedilmesi ve görünür olması amacıyla veriliyor; yani bir biçimde teşhir amacı güdülüyor. Bugün siyasi çevrelerde gerek taciz gerek şiddet gerekse siyaseten yanlış söylemler teşhir edildiğinde, çoğunlukla cezalandırma amacı varmış gibi görülüyor. Oysa teşhirin amacı, bir konuyu kamusal hale, kolektif hale dolayısıyla da siyasi hale getirmektir. Teşhir vesilesi ile öz örgütler, kadınlar ve LGBTİ’ler neye karşı durduklarını, neyi kabul edilmez bulduklarını açıklama fırsatına sahip olurlar.
Barış ve Demokrasi Partisi mecliste ve diğer politika alanlarında LGBTİ hareketinin taleplerini sıkça gündeme getiriyor, tartışıyor ve hareketle sürekli temas halinde, yoldaşlık kuruyor. BDP Gençlik Meclisleri’nin Dersim’de “Kutsallarımıza ve Ahlaki Değerlerimizin Yozlaşmasına ve Sömürgeciliğe İzin Vermeyeceğiz” pankartıyla gerçekleştirdiği yürüyüşü ve ardından gelen basın açıklamasını gördüğümüzde, yaşadığımız hayal kırıklığı, tahmin edilebileceği gibi çok büyük oldu. Bizler Kürt hareketinin KCK operasyonlarıyla, askeri operasyonlarla ve bu tip mafyatik operasyonlarla sömürgeci devlet tarafından hedef alındığının farkındayız; ancak kampanyada kullanılan dili, söylemleri ve sloganları onaylamamız, sonuçlarından endişe duymamamız mümkün değil. Burada tartışılması gereken husus bu sistematik şiddetle mücadele yöntemlerinin nasıl olacağıdır. Zira kadınları, LGBTİ’leri ve seks işçilerini hedef alan ahlakçı yöntemler hiçbir gerekçe ile meşrulaştırılamaz. LGBTİ hareket 20 küsur yıldır homofobi ve transfobiye karşı mücadelenin ötesine geçerek cinsel özgürlük, beden ve emek üzerine politika geliştiren bir örgütlenme. Dolayısıyla, özellikle son birkaç yıldır seks isçiliği politikası öncelikli gündemlerimizden biri.
“Genel Ahlak” bugün gerek iktidarın gerekse ona karşı muhalefetin sıkça kullandığı bir baskı aracı. Ahlakçılığın kadınları ve LGBTİ’leri mağdur etmediği bir coğrafya yok. Ahlakçılık söyleminin yaygınlaşması, hangi yerelde filizlendiğinden bağımsız olarak, hepimizi etkileme gücüne sahip. Keza gelen eleştiriler sonucunda ahlakçılık, homofobi, transfobi ya da cinsiyetçiliğin herhangi bir bölge ya da etnisitiye mahsus olmadığının farkında olduğumuzu söylemek durumundayız. Bunun yanında, fuhuş karşıtı kampanyanın, doğrudan seks işçilerini hedef almasa da kaçınılmaz ve yine yerelden bağımsız olarak etkisinin geniş bir alanda seks işçilerini mağdur edeceğini biliyoruz.
Bu noktada, öz örgütler olarak görevimizin, teması ve dayanışmayı sürdürürken aynı zamanda eleştirelliğimizi koruyabileceğimiz bir mesafede kalmak olduğunu düşünüyoruz. İşimizin zor olduğunun farkındayız çünkü bu çoğu zaman iktidara karşı birlikte mücadele ettiğimiz yoldaşlarımıza karşı da mücadele etmeyi gerektiriyor. Bu durum kendimizi hep diken üstünde hissetmemize neden olurken kimi zaman da, bu süreçte gördüğümüz gibi bizi yalnızlaştırabiliyor. Karşılaştığımız tepkinin yapıcı olmak bir yana son derece sekter ve dayanışmadan uzak olduğunu düşünüyoruz. Bu noktada “tek aday” meselesi ile ilgili bir özeleştiri vermemiz gerekiyor. Karşılaştığımız tepkiler sonucunda bu kategoride başka adayların da yer alması gerektiğine inanıyoruz. Adayları belirlerken, başka adayları eklememiz halinde oluşacak “BDP ile Hüda-Par ve Halk Cephesi nasıl aynı kategoride anılır?” sorusu bizi rahatsız etti. Dolayısıyla bu “Özel Ödül”ün, kurulan ittifak ve dayanışma sebebiyle BDP’nin eyleminin yarattığı hayal kırıklığını ifade edebileceğini düşündük.

Buradan çıkan tartışmanın dayanışmayı artırması umuduyla…

22. İstanbul LGBTİ Onur Haftası Çalışma Grubu