2018 İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü Basın Açıklaması

16.sını düzenlemekte olduğumuz Onur Yürüyüşü bu sene üçüncü kez İstanbul Valiliği tarafından yasaklandı. Valilik kendisine verilen yetkiyi bir kez daha toplumun belli bir kesimine karşı ayrımcılık uygulayarak suç işledi. Ankara Valiliğinin getirdiği süresiz yasak ve yıllardır Onur Yürüyüşlerine yönelik engeller göstermiştir ki, bu yasaklar eylemlere değil, varoluş biçimlerine yöneliktir. Valiliğin kararı var olan nefretin bir parçasıdır ve meşru değildir. Onur yürüyüşleri tam da bu sebeplerle önemlidir ve yapılmalıdır. Bizleri engellemeye yönelik tüm beyhude çabalara rağmen biz lgbti+’lar onurumuzla buradayız ve bu yasakları tanımıyoruz.

Valiliğin yasak kararında gösterdiği güvenlik bahanesi tek kelime ile komiktir. Yürüyüşlerimiz yasaklanmadan önce on üç yıl boyunca barışçıl bir şekilde düzenlendi. Bu yürüyüşler her geçen sene daha da kalabalıklaştı ve varoluşundan itibaren nefretle yüz yüze yaşayan biz lgbti+’lar için kendimizi güvende hissedeceğimiz ve sesimizi duyurabileceğimiz alanlar açılmasına aracılık etti. Bu barışcıl yürüyüşlerin aksine devletin işlediği nefret suçları, polis şiddeti ile yadsınamaz bir biçimde görünür hale geldi.

Bizler her yıl olduğu gibi bu yıl da burada, bu sokaklardayız. Kahkahalarımız, bağırışlarımız ve sloganlarımız hala bu sokaklarda yankılanıyor.
Binlerce insanın katıldığı ve görünürlüğümüzü kutladığımız yürüyüşlerimizi çok özlüyoruz. Bugün burada varoluşumuzun verdiği onurla ve onurumuzun verdiği güçle bizlere sınırlar çekmeye çalışanlarla alay ediyoruz.
Sizleri de hepimize kimliklerimiz, yönelimlerimiz, varoluşlarımız, bedenlerimiz, dilimiz, arzularımız ve bizi biz yapan her şey üzerinden sınırlar çekmeye çalışanlarla alay etmeye çağırıyoruz. Bizler, kendi sınırlarımızı aşarken ve özgürleşirken, büyüyoruz. Sınırsız, cinsiyetsiz alanlarımızı sokaklara genişletiyoruz. Bizi önce sınırlar içerisine hapsedip gettolaştıran, ardından kendi alanlarıımızdan bizi uzaklaştırmaya, dönüştürmeye çalışanlara karşı geliyoruz: Taksim’den vazgeçmiyoruz.

Şimdi, tam buradan; Taksim’den Tekirdağ’da devletin transfobik hukuk sınırları içerisinde tutsak bırakılmış Buse’yi de selamlıyoruz. Buse 26 gün önce kendisine dayatılan beden sınırlarına dur dedi ve ölüm orucuna başladı. Bu vesileyle bir kere daha devletin bize getirdiği yasakların ve hukuksal engellerin politik olduğunu ve bizleri varoluş mücadelemizden asla vazgeçiremeyeceğini haykırıyoruz.

Sadece bizler değil, tüm coğrafya tek adamın iradesi altında sınırlandırılmışken bütün çoşkumuzla ve enerjimizle buradayız ve herkese güç oluyoruz. Tek adam rejimine karşı verilen mücadelenin bizler olmadan başarıya ulaşamayacağını toplumun tüm kesimlerine hatırlatıyoruz.

Taksim’deyiz, sınırları aşmak konusunda kararlıyız, biz hiçbir yere gitmiyoruz. 26. Onur haftamız hepimize kutlu ve mutlu olsun.

Paylaş:

Alışın burdayız, #alışındavacıyız!

2016 İstanbul LGBTİ+ ve Trans Onur Yürüyüşleri öncesinde Alperen Ocakları İstanbul İl Başkanı Kürşat Mican düzenlediği basın toplantısında, bizi “ahlaksız” ilan ederek yapılacak yürüyüşleri tehdit etmişti. Savurduğu tehditler LGBTİ+’ların onurlu bir yaşam mücadelesine yöneltilmiş açık bir nefret söylemidir ve kabul edilemez.

Yaptığımız suç duyurusu sonucu Kürşat Mican “halkı kin ve düşmanlığa tahrikten” yargılanacak. İlk duruşmamız 18 Mayıs Perşembe günü, Kartal Adliyesi 44. Asliye Ceza Mahkemesi’nde, saat 13.45’te. Davamıza destek olmak için bütün dostlarımızı saat 13.30’da buluşmak üzere Kartal Adliyesi’ne bekliyoruz.

Ayrıca sesimizi duyurmak, Onur Haftamıza ve davamıza sahip çıkmak için 16 Mayıs saat 21:00’den itibaren #alışındavacıyız heştegiyle bir sosyal medya kampanyası başlatıyoruz.

Bize yapılan tüm haksızlıkların, baskıların, ve nefret söylemlerinin davacısıyız!

Alışın buradayız, #alışındavacıyız!

Paylaş:

15. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne Valilik Yasağı Kararına Onur Haftası’nın Cevabı

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası 1993 senesinden beri düzenlenmekte olup, 2002 senesinden beri İstiklal Caddesinde yapılan onur yürüyüşü ile sona ermektedir. Bu sene 15.’si düzenlenecek olan İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne İstanbul Valiliği web siteleri üzerinden yaptıkları açıklama ile izin verilmeyeceğini açıklamış bulunmaktadır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, en temel insan haklarından biri olan ifade özgürlüğünün bir parçasıdır ve gerek anayasal gerek uluslararası sözleşmelerce koruma altına alınmıştır. Bu yasak gerek AİHM içtihatları, gerek uluslararası sözleşmeler, gerek iç hukuktaki kanun ve anayasaya aykırıdır.

Ayrıca yapılan açıklamada Valiliğe 2911 sayılı kanun hükümleri uyarınca usulüne uygun bir başvuru yapılmadığı söylenmiştir. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası ekibi olarak 5 Haziran 2017 tarihinde yazılı başvuru yaparak İstanbul Valiliği ile görüşme talebinde bulunmuş olduk. Ayrıca verdiğimiz dilekçe ile Onur Haftası ve yürüyüş tarihleri ve yürüyüşün planlanan konumu da valiliğe bildirilmiştir.

Valilik açıklamasındaki “toplumun farklı kesimlerinden çok ciddi tepki gösterildiği” ifadesi LGBTİ+’ların da bu toplumun bir parçası olduğu gerçeğini göz ardı etmekte, bundan da önemlisi nefret suçu işleyen grupların ve kişilerin tehditlerini “hassasiyet” adı altında meşrulaştırmaktadır.

“Turistlerin güvenliği ve kamu düzeni” ifadeleri ise yıllardır on binlerce kişiyle kutlanan, yurt dışından katılımcılarının da olduğu barışçıl yürüyüşümüz hakkında farklı bir algı yaratmaya çalışmaktadır.

Umuyoruz ki valilik barışçıl toplanma hakkının yeterli güvenlik önlemleri dahil devlete getirdiği yükümlülüklerin farkına vararak bu kararından vazgeçer ve 25 Haziran Pazar günü 15. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü için bir kez daha saldırı kararı vermek yerine, toplumu birleştirici, sağduyulu ve insan haklarına saygılı bir tutum alarak, barışçıl ve güven içinde açıklama yapmamız için alan sağlar.

Altını bir kez daha çizmek istiyoruz ki bizler şehrin bir yerinde değil her yerindeyiz, bir gün değil her gün sesimiz çıksın istiyoruz. Bir kez daha diyoruz ki “Alışın, Burdayız, Gitmiyoruz!”

Paylaş:

14. LGBTİ+ Onur Yürüyüşü için Her Sokağa Dağıldık

İstanbul Valiliği’nin 19 Haziran’daki Trans Onur Yürüyüşü ile İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü ve basın açıklamasını engelleme kararına karşı, 26 Haziran Pazar günü İstiklal Caddesi’nin her yerine “dağıldık”. Basın açıklamamız birçok sokakta okundu, gökkuşağı bayraklarımız binalara asıldı, sokaklarda dalgalandı. Basın açıklamamızı okuyanlar arasında Avrupa Parlementosu üyesi Terri Reintke de vardı.

Polis, zaman zaman İstiklal Caddesi’nin çeşitli köşelerinde dağılan arkadaşlarımıza gazla müdahale etti ve 29 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınan tüm arkadaşlarımız serbest bırakıldı.

Basın açıklamamız:

Olduğun, örgütlendiğin her yerde ses çıkar bağır çağır! ‪#‎dağılıyoruz‬

Bugün bu basın açıklamasını okumamızın sebebi, 14. LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nün yasaklanmasıdır.

Onur Yürüyüşlerimiz, bu ülkenin şahit olduğu büyük, çok sesli ve kitlesel eylemlerden biridir. Bizler yürüyüşlerimizde, dünya tarihinde bizim payımıza düşen bu karanlık zamana aşkımız ve arzumuzla kafa tutarız. El konulan emeğimizin hesabını sorar, kaderimizi başkalarının elinden alır, geleceğimizi tahayyül ederiz. Savaşa karşı barışı, korkuya karşı cesareti, zulme karşı tüm ezilenleri savunuruz; başka bir dünyanın, cinselliğin, bedenin, hayatın mümkün olduğunu gösteririz. Yürüyüşümüzü engelleyenler, bize “toplumun hassasiyetleri”ni mazeret göstermiştir. Oysa gözetilen toplumun değil, iktidarın hassasiyetleridir. Toplum bizden başkası değildir. Yasaklanan, bizim, bu dünyanın onurlu insanlarının varoluşunu, taleplerini, barışa, adalete ve eşitliğe dair özlemlerini duyurma çabasıdır. Yürüyüşümüzün yasaklanması, sesimizin duyulmasını engellemek için yapılan başarısız bir çabadır.

Başarısız, çünkü varoluşumuzun bize verdiği onur, gördüğümüz baskıyla büyüyor. Bizi incitmek için ettikleri hakaretleri biz gururla sahipleniyoruz. Sahip olduğumuz sınırlı alanları dayanışmayla büyütüyoruz. Bizler yürüdüğümüz her sokakta, emek verdiğimiz her mesai gününde, her evde, yaşadığımız her aşkta ve her sevişmede bir devrim gerçekleştiriyoruz. İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Antep’te, Amed’de, Meksika’da, Bangladeş’te, Orlando’da öldürülüyor ve tekrar doğuyoruz. Biz hep varolacak, varoluşumuzu hep haykıracak ve varoluşumuzdan hep onur duyacağız.

Bugün yürüyemiyoruz, ancak aslında yürümeye daha yeni başladık. Attığımız sloganların sesi kulağımızda, gökkuşağının renkleri bizimle ve özgürlüğün kokusu burnumuzda. Hoşgörüden, tahammülden, izinlerden daha fazlasını istemek için yola çıktık. Kişisel siyasal ve sosyal haklarımızın güvence altına alınması;anayasada cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin yer alması ve LGBTİ+ hareketinin politik bir özne olduğu gerçeğinin tanınması için mücadelemizi her an her yerde örüyoruz.

Dağılıyoruz, daha güçlüyüz, daha kalabalığız, daha gürültülüyüz. Bizden korkmakta haklılar, çünkü örgütleniyoruz, büyüyoruz, yürüyoruz.

———————————–

The reason why we are reading this press statement today is because the 14th Istanbul LGBTI+ Pride March has been banned.

Pride Marches are among the biggest, multi-voiced, and mass demonstrations that this country has witnessed. In our marches, we stand up to this dark time that is our share in world history, with our love and desire. We hold those who seize our labor accountable, we take our destiny into our hands, we dream our own future. We defend peace instead of war, courage instead of fear, and all who are oppressed. We show that a different world, sexuality, body, and life is possible. Those who banned our march used “society’s sensitivities” as an excuse. But what’s being guarded is not society’s but the government’s sensitivities. Society is none other than us. What’s being banned is our attempt to voice our longing to exist as proud people of this world, our demands, peace, justice, and equality. Banning our march is an unsuccessful attempt to silence our voices.

Unsuccessful because the pride of our existence grows with every oppression. We proudly own all the insults they throw at us to hurt us. We are expanding our limited spaces with solidarity. We are leading a revolution on every street we walk, on every work day, every house, every love and every act of lovemaking. We are killed and reborn in Istanbul, Ankara, Izmir, Antep, Diyarbakir, Mexico, Bangladesh, and Orlando. We will always exist, shout out our existence, and always be proud of our existence.

We are not marching today but we just started marching [forwards]. The sound of our slogans is in our ears, the colors of the rainbow are with us, the scent of freedom is in our noses. We are on this path to demand more than tolerance and permits. We are continually strengthening our resistance everywhere to demand that our personal, political, and social rights are guaranteed; that sexual orientation and gender identity are included in the constitution; and that the reality of the LGBTI+ movement as a political participant is recognized.

We are dispersing, we are stronger, bigger, and louder. They are right to be afraid of us because we are uniting, growing, and marching.

Foto: Şener Yılmaz Aslan / MOKU

Videolar için: https://www.facebook.com/prideistanbul/

Paylaş:

Suç Duyurusu ve Basın Açıklamamız

24. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komisyonu olarak, Taksim’de dün gerçekleşen 7. Trans Onur Yürüyüşü basın açıklamasının, polis tarafından gaz bombası, plastik mermi ve göz altılarla engellenmek istenmesinin LGBTİ+’leri yıldırmayacağını, tam tersine bundan sonra seslerinin daha güçlü çıkacağını açıklıyoruz.

26 Haziran Pazar günü 14. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü için, Taksim’de bir basın açıklaması yapmak istiyor, valiliğin bir kez daha saldırı kararı vermek yerine, toplumu birleştirici, sağduyulu ve insan haklarına saygılı bir tutum alarak, barışçıl ve güven içinde açıklama yapmamızı sağlamasını istiyoruz.

ALPERENLER HAKKINDA SUÇ DUYURUSU, VALİLİK KARARI İÇİN İPTAL BAŞVURUSU YAPIYORUZ

Valilik, geçtiğimiz yıl 100 bin kişinin katılması beklenen Onur Yürüyüşü’nü ‘Ramazan ayı dolayısıyla bazı grupların hassasiyetleri’ gerekçesiyle engellemeye çalışmış, polis İstiklal Caddesi’nde çok sert müdahalede bulunup hak ihlali işlemişti. Bu yıl Trans Onur Haftası’nın son gününde yapılmak istenen yürüyüş öncesi, polisin de bilgisi dahilinde bir basın açıklaması yapıldı. Ancak polis, açıklamanın bitmesine izin vermeyip, İstanbul LGBTİ Derneği’nin bulunduğu Öğüt Sokak’taki insanları Mis Sokak’a sürükledi. Mis Sokak’ın çevresini kapatan polis, bir yandan sokakta duran insanlara dağılın anonsu yaptı, sonrasında da gaz bombası ve plastik mermilerle saldırdı, birçok kişiyi göz altına aldı. Gözaltına alınan tüm arkadaşlarımız ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Basın çalışanlarının ise kaydettikleri görüntüleri silmesi istendi ancak polisin tavrı an be an sosyal medyaya yansıdı.

24. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın güvenle gerçekleşmesi için başlattığımız kampanyada söylediğimiz gibi;

-İstanbul Valiliği anayasa ve kanunları ihlal etmektedir.

-Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, en temel insan haklarından biri olan ifade özgürlüğünün bir parçasıdır ve gerek anayasal gerek uluslararası sözleşmelerce koruma altına alınmıştır.

-Valiliğin geçtiğimiz yılki “Ramazan ve grupların hassasiyeti” açıklaması göstermektedir ki amaç güvenlik değil, LGBTİ+’lerin sokağa çıkmasını önlemektir. İç İşleri Bakanlığı ve Valiliğin görevi en temel insan haklarımız olan ifade özgürlüğümüzü korumaktır.

Bize yönelen  Müslüman Anadolu Gençliği, Alperen Ocakları, Tembihname, Özgür-Der gibi bazı radikal grupların, nefret söylemleri nedeniyle yargı önüne çıkarılması talebiyle 20 Haziran Pazartesi günü 11.00’da Çağlayan Adliyesi’nde suç duyurusunda bulunacağız.

Valiliğin Taksim’deki yürüyüşümüze ilişkin iptal karına karşı da, yine aynı gün İdare Mahkemesine dava açacağız.

ETKİNLİKLER TÜM HAFTAYA YAYILIYOR

24. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası bugün (20 Haziran Pazartesi) günü başlıyor. Bizler hafta boyu sürecek, panel, forum, sergi, atölye, parti gibi birçok etkinliğimizle konuşacak, üretecek, güçlenecek, paylaşacak ve sesimizi duyuracağız.

20 Haziran Pazartesi günü etkinliklerimizden ilkinde “Homo-Transfobik Saldırılara Karşı Özsavunma Atölyesi” düzenleyerek zihinsel ve bedensel olarak daha güçlü olmanın yollarını araştıracağız. Aynı gün Vicdani Red, Cinsel Şiddetle Mücadele Yöntemi Olarak Lubunca, Üniversiteli LGBTİ+ Buluşması etkinliklerimiz gerçekleşecek. Pazartesi akşamı 19.00’da Harbiye Üftade Sokak’taki Boysan’ın Evinde, geleneksel Onur Haftası sergisi “nerdeen nereye” açılışı yapılacak. Sergide geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz arkadaşlarımız Boysan Yakar, Zeliş Deniz ve Mert Serçe anısına üretilen işler sergilenecek, Boysan Yakar’ın kendi çalışmalarına da yer verilecek.

Hafta boyunca “Örgütleniyoruz” teması çerçevesinde birçok buluşma, forum ve panel gerçekleşecek. Haftanın tüm programı.

Her yıl açık çağrıyla adayları belirlenen Hormonlu Domates Homofobi-Transfobi Ödülleri bu yıl 12. Kez sahiplerini bulacak. Homofobik/ transfobik söylem ve eylemlerin gözden kaçmadığı ve “ödüllendirildiği” 12. Hormonlu Domates Ödülleri 23 Haziran Perşembe günü Şişli Kent Kültür Merkezi’ndeki özel gecede sahiplerini bulacak.

Bizler şehrin bir yerinde değil her yerindeyiz, bir gün değil her gün sesimiz çıksın istiyoruz. Bir kez daha diyoruz ki “Alışın, Burdayız!”

Paylaş:

Sezen Aksu yazdı: “Eninde sonunda aşk kazanır”

Sezen Aksu, Onur Haftası yaklaşırken LGBTİ+ bireylerle dayanışmak için bir mesaj kaleme aldı:

Bir arada yaşamak ve farklılıklara hoşgörü ile yaklaşmak, naif bir dilek ya da çağrı olarak kalıyor her gün yaşadıklarımız karşısında. Oysa bu içi boşaltılmış kelimeler bir arada yaşamak için çok değerli anlamlar ifade eder. Bize benzemeyene tahammül geliştiremiyor, ölümün öncü ayak sesleri gibi gelen tehditlere giderek kayıtsızlaşıyoruz. Günbegün şiddete biraz daha alışıyoruz.

Hiçbir şiddet dönüştürücü olamaz. Hiçbir şiddet birini doğasından, inandığından koparamaz. Bir süre bastırabilir ama yok edemez. Bir canlının varoluşsal doğasına saldırı, nafile bir çırpınıştır. Şiddetin kazananı olmaz, eninde sonunda aşk kazanır.
LGBTİ’ye selamlar olsun; kalbim ve dualarım sizlerle…

Sezen Aksu

Paylaş: